|
Milyarlar Nasıl Uçtu? kitabının yazarı Mehmet Barak,
28 yıl sonra, hazırlamakta olduğu, "Ayıplı mal ve hizmetlerle savaşmanın yolları" adlı kitabına ait köşe yazılarını yayınlıyor.
İşte, hukuk sorunlarımızın çözümüne katkı sağlayabileceğine inandığımız bir köşe yazısını sunuyoruz:
"Mahkemelerimizde Hakimin Dürbünü Olan, Adam Gibi Bilirkişi İstiyoruz!"
Bu yazıyı kaleme alırken, hiç kimseye kızmıyorum. Sadece, sağ elimi havaya kaldırıp, hesap sorarak, "Ne bu?" diyorum. 28 yıl önce yayınladığım, yandaki sutunlarda gördüğünüz Milyarlar Nasıl Uçtu? kitapta genç bir delikanlı iken, ülkemin yağmalanmasına dikkat çekmiştim. Bu gün, TTKD başkanı ve bir tüketici olarak hukuk savaşına bulaştım. Çok sayıda tüketici davasını mahkemelere taşıyan avukat arkadaşlarımla birlikte karşılaştığım, acı gerçeklerden birini bu yazımda gündeme getiriyorum:Biz tüketiciler diyoruz ki, mahkemelerimizde
adam gibi bilirkişi olsun...
"Anlamadım, ne demek istiyorsun? Bizim mahkemelerdeki bilirkişiler adam gibi değil mi?" dediğinizi ve bana garip garip baktığınızı düşünüyorum...Ağır bir söz söylediğimi biliyorum. Bu ülkede, 20 yıl eğitim gördüm, sarı basın kartı sahibi olup, yıllarca Türkiye'nin en büyük gazetelerinde yazı yazdım, sayfa yaptım. Hiç de ağır değil.. Çok hafif. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu' nun değişmesinden ve bu kuruma, genç, cin gibi hakimlerin seçilmesinden cesaret aldım. "Haydi, şu ülkenin hukuk sistemini yeniden yapılandıralım, gerçek hak arama özgürlüğünü, gerçek demokrasiyi geliştirelim" düşüncesiyle bu yazıyı hazırladım. Ülkeme saygım sonsuz, tipik bir yurtseverim. Dünyanın 16.büyük ekonomisi haline gelen Türkiye'de, hak arama savaşlarının maliyetinin düşürülmesi ile birlikte hukukun kalitesinin yükseltilmesini istiyorum. Mahkemelerde hakimlerin ve adalet arayan tüketicilerin saygı duyacağıı "çok az" bilirkişi var. Ben, kişisel olarak görüş açıklıyorum, bana kızmasınlar. Bazı hakimlerle, avukatların "Bol bol Yüksek Mahkeme kararlarını okuyarak ve içlerine sindirerek", kalitelerini yükseltmelerini beklerken, " Az gelişmiş, çapsız bilirkişilerle" savaşmamız gerektiğini düşünüyorum."Fosilleşmiş, niteliksiz, zengin ve güçlüden yana olup, hak, adalet içermeyen raporlar üreten" kişilere "bilirkişi" denilmez. Haberiniz olsun. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun da bu konuyu gündemine almasını bekliyorum.
Benim hukuktan, hak ve adaletten anladığım şudur:
Bize yol gösteren kanunların yanısıra, Yargıtay gibi yüksek mahkeme kararları da var. Ayda 50-60 TL ödeyip, yüksek mahkeme kararlarını öğrenmeyen, dilekçelerini hazırlarken bunları dikkate almayan hukukçulara "hukukçu" demiyorum ben. Ha, bazı hukukçular Türkçe de bilmiyor! Öyle ya, 1926 yılında yayınlanmış ve hayatımıza egemen olmuş Borçlar Kanunu'nu, bunun yanısıra Türk Ticaret Kanunu' nu Türkçeleştiremeyen, yeniden yapılandıramayan TBMM üyelerini, "günahsızmış" gibi değerlendirmek de bana yakışmaz.
Şimdi size, bir bilirkişinin ne olduğunu anlatan, mükemmel bir yazı sunacağım. Bu yazıyı hazırlayan "hukukçu-YMM arkadaş"ımızın alnından öpüyorum.
İşte yazı:
Bir Bilirkişi Nasıl Olmalı?
Hakimin Dürbünü Olmalı...
"1.A) Hukukumuzda Bilirkişilik:
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 275. Maddesine göre, Bilirkişi, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde başvurulan kişidir. Ancak hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye baş vurulmaz. Ceza Usulü Muhakemeleri Yasasının 66. Maddesinde de Bilirkişi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 275. maddesindeki kelimelerle açıklanmaktadır.
Bu hükümler ışığında, bilirkişi hakimin teknik ve özel bilgisi ile çözemediği konularda ve hakimin kendisine verdiği görev çerçevesinde inceleme yaparak ulaştığı sonucu düzenleyeceği “ Bilirkişi Raporu “ ile sunar.
Bilirkişi, Yasa maddelerinde de belirtildiği gibi Hakimin “ Uzman Danışmanı ” niteliğinde dir. Sayın Prof. Dr. Kudret Güven bilirkişiyi “ Hakimin Dürbünü” olarak tanımlamaktadır
2.B Bilirkişinin Nitelikleri
HUMK'nun amir hükmü, bilirkişinin niteliklerine açıklık getirmiştir.
2.C. Ehliyet Sahibi Olmak:
Hakim önündeki davada kendi genel ve hukuki bilgisi ile çözümleyemeyeceği konularda, o konuda uzmanlığı “ tescil” edilmiş olan bir kişiyi bilirkişi olarak atayacak ve onun vermiş olduğu rapor yardımı ile davayı çözümleme yoluna gidecektir.
Burada dikkati çeken “Uzmanlık” kelimesinin altında yatan anlam, bilirkişinin rapor vereceği alanda ehliyetli – uzman kişi olduğunun tescilli olmasıdır.
Tescillilik tabii ki sadece konu ile ilgili bir okuldan mezun olmayı yeterli kılmamaktadır. Çünkü Hakim Adalet dağıtmaktadır. Adil olmak zorunluluğundadır. Davanın taraflarından hiç birisinin mağdur olmamasına özen göstermektedir. Geniş anlamı ile düşündüğümüzde toplum hayatımıza yön vermektedir. Bilirkişi de Hakimin kararına kendi uzmanlık alanı çerçevesinde yardımcı olduğundan, görevlendirilecek bilirkişinin alanında gerçekten ehliyetli – uzman kişi olmasında adeta bir zorunluluk bulunmaktadır.
2.D. Özen Gösterme Zorunluluğu
Bir bilirkişinin aklından çıkarmaması gereken en önemli noktalardan birisi, bilirkişilik görevini özen göstererek yapmak zorunda olduğudur.
2.E. Dürüst Olma Zorunluluğu
- Dürüstlük, adalete yardımcı olan kimse için vazgeçilmez bir erdem olmalıdır.
- Hazırlanacak olan rapor hiçbir etki altında kalınmadan düzenlenmelidir.
- Zaten dürüstlük prensibinden uzak hazırlanan bir rapor kendini hemen belli edecektir.
Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık Ceza Kanunumuza göre suçtur. “ MADDE 276. - (1) Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalâada bulunması hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur..
Kaynak : ( www.alomaliye.com/ruknettin_kumkale_bilirkisilik.htm )
Mahkemelerimizde "Hakimin dürbünü olmayan" bilirkişilerle karşılaştığınız zaman, bu kişiyi hakime "ihbar" edip, reddedin;yeni bilirkişi talebinde bulunun. Şu banka emeklileri, falan, filan..."Ben mühendisim... Ben mali müşavirim" ..Eeeee ne olmuş yani? Bilirkişi olmak için, bu diplomalar yetmez ki? Daha üstün yeteneklere sahip olmalısınız.Ya kendinizi yeniden yapılandırın, ya da gidin... Hakimin dürbünü olamamışsanız, çekin gidin bu alemden...Sizi artık istemiyoruz...Esnaf odalarından gelenlere de dikkat! İlçe hakem heyetleri o kadar çaresiz ki, bilirkişi bulamıyorlar. Benden söylemesi..
Sağlıcakla kalın, kendinizi mutlaka yeniden yapılandırın.İngilizce öğrendiniz mi? İnternet ile aranız nasıl? Yurt dışından kaç meslektaşınız ile yazışıyorsunuz?
Dün bitti, yarın var.
|